4. İstanbul Tasarım Bienali Beyoğlu Rotası: Yaşam Boyu Öğrenme

Dilan Salkaya

Dilan Salkaya Hakkında

1994 yılında İstanbul'da doğdu. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde sinema okudu, İstanbul Üniversitesi Radyo, Tv ve Sinema Bölümü'nde yüksek lisansına devam ediyor. Fil'm Hafızası, Sinema Terspektif, Berfin Bahar, Rabarba, Hayal Perdesi gibi farklı mecralarda ve dergilerde sinema üzerine yazıları yayımlandı, çeşitli kısa film denemeleri oldu. Cineritüel'de yazmayı sürdürüyor.

4. İstanbul Tasarım Bienali 22 Eylül’de kapılarını açtı ve 4 Kasım’a kadar ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. “Okullar Okulu” temasıyla “yaşam boyu öğrenme”nin altını eşeleyen bienalin Beyoğlu ve Karaköy olmak üzere iki ayrı rotası var. Beyoğlu rotasında karşımıza çıkan okullarda, okulu ve öğrenmeyi zihnimizde baştan tasarlıyoruz.

Bozum Okulu

Bienalin Beyoğlu rotasında yer alan Akbank Sanat, Bozum Okulu’na ev sahipliği yapıyor. Okul, insanın yaratma içgüdüsünden aldığı ilhamla el işi ve makine işini tek bir potada eritmeyi deniyor. Endüstri 5.0’ı konuştuğumuz bir dönemde makinelere karşın insanın geleneksel zekası her şeyi çözmeye muktedir mi, tartışmaya açılıyor. Ancak şu da bir gerçek ki makineler dünyayı ele geçirene dek onların tuşuna basanlar yine insanlar olacak. Mekânda yer alan Kesişen Paraleller (2018) adlı çalışma, bir sepetçi ile üç boyutlu baskı ustasını ortak bir sepet örme tekniğinde buluşturuyor. Tasarımın nihai bir sonuçtan ziyade bir araştırma süreci olduğu böylece ortaya konuluyor. Bozum Okulu’nda gündelik hayat nesnelerinin organik üretim aşamalarıyla elde edilip edilemeyeceği de sorgulanırken tanıdığımız bir şehre ilişkin alışkanlıklarımız masaya yatırılıyor.

Dünya Okulu

Arter’de yer alan Dünya Okulu, bienalin en düşündürücü mekânlarından. Dünyadaki imkânlarla yeni bir dünya inşa etmenin mümkün olup olmadığını ele alıyor. Olası deprem senaryolarında ve felaketlerde hayatta kalma pratikleri arasında İstanbul için Haliç’te yüzen evler düşünülüyor. Doğal olanla felaket kabul edilenin arasındaki ayrım, doğayla kurduğumuz insani ilişkilerde temelleniyor. Küresel güçler her türlü yönetimi elinde bulundururken ve aslında dünyamız felaketlere sürüklenirken, proje temelli öğrenmelerle, örgütlenmelerle bunların önüne geçebilme ihtimalimiz umut veriyor. Kendi kendine yetmenin karşısında ise big data, çipler ve bellekler en tehlikeli hâlleriyle duruyorlar.

Okullar Okulu’nun temel hedeflerinden birisinin öğrenmede boynuzun kulağı geçmesi olduğunu düşünürsek, Dünya Okulu’nda yer alan işlerin ve sunulan önerilerin dünyayı değiştirmek için yararlı olduğunu da görebiliriz. Alg Patlaması (2018) adlı çalışmanın altını çizdiği üzere petrolden üretilen plastik yerine alglerden elde edilmiş formlar insanlık adına yarar üretebilir.

Akışlar Okulu

4. İstanbul Tasarım Bienali mekânlarından olan Yapı Kredi Kültür Sanat’taki Akışlar Okulu, teknolojileri eleştirel bir yaklaşımla masaya yatırırken geleneksel üretim biçimlerinin dijital ağlar ve hiyerarşilerdeki karşılığını da ortaya koyuyor. Elektronik dediğimiz şey örgü, tığ ve nakış gibi el işlerinden ortaya çıksaydı teknoloji bugün nasıl olurdu? Ele geçirmeyi temel anlamıyla kullanan Akışlar Okulu, el emeğiyle birbirine bağlanan ağlar ve bilişsel sistemler yaratıyor. Ebru Kurbak’ın Örgü-Para Versiyonu (2018) adlı yerleştirmesi Monopoly oyununu örgü paralarla düzenlerken oyuncular paraya ihtiyaç duyduklarında örgü örmek zorunda kalıyorlar. Sanatçının, aynı mekânda el emeği ile ekonomi arasında kurduğu ilişkiye odaklanan diğer çalışmaları da görülmeye değer.

Ölçekler Okulu

Pera Müzesi’ndeki Ölçekler Okulu ise nicel ve nitel sınıflandırmaların, ölçümlerin ve standartların gerekliliğini inceliyor. Sosyolojik ve kültürel yaklaşımlarla ufuk açıyor, öğrenilenleri gündelik hayat pratikleri şeklinde uygulamayı mümkün kılıyor. Kültürden kültüre değişen jest ve mimikler, birimler, güzellik ölçüleri hem nesnel hem de soyut gerçekliklere işaret ediyor. Ancak bütün evrensel kabuller, ortak bir dil kurabilmek adına zoraki kabul görmüş kurallar ve sistemler dizisi olarak da düşülebilir.

Mekândaki Muğlak Kavramlar Okulu, gıdanın muğlak standartlarını farklı boyutlardaki yumurtalar eşliğinde irdelerken düşündürücü bir soru soruyor: Endüstri nasıl sınıflandırır, doğa nasıl? Kültürel olanı alıp bugünün dijital dünya standartlarına oturttuğumuzda muğlaklığı ortadan kaldırmaya yönelik girişimlerle karşılaşıyoruz. Örneğin emojiler, kültür ve coğrafyalar bağlamında farklılık gösteren jest ve mimiklerin standartlaşmış hâli. Aslında nicel ölçümler, kişisel gerçeklerimize uyarlandığında özünden bir şeyler kaybediyor. Bunu önlemek de kontrolü bilgisayarın elinden alıp kendi ellerimizle yeniden tanımlamakla, “ele geçirme”yle mümkün.

 

4. İstanbul Tasarım Bienali hakkında ayrıntılı bilgi için: http://aschoolofschools.iksv.org/tr//

Bienalin Karaköy Rotası

Salt Galata Zaman Okulu

Studio-X İstanbul Sindirim Okulu

 

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.