Camera Obscura’dan Skopofiliye Dikizleme Kültürü

“(…)Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı görendir.” Sıkılıp umut ederek, arada bir ateşimizi yoklayıp öksürmemeyi umarak ve artık umut etmekten de sıkılarak geçirdiğimiz günlerde, ekran başında gördüğümüz sayıların değişmesi dışında değişen pek de bir şey olmuyor desem, sanırım abartmış olmam. Abartmamış olma temennimi yineleyerek kadrajımı Arkadaş Z’nin Günler Perişan dizelerine çevirince gözlerim ve peşi sıra aklım şu satırlara […]

Ikea Yol Ver: Dünya bir Mağaza Değildir

Son zamanlarda üzerine bastığım her adımın altından tarihsel sürecin kalıntıları fırlıyor. Normal mi? Sinema, makale, reklâmlar, şarkılar, teknoloji marketin kaçırılmaması gereken fırsatlar dünyası ve son yaptığım başarısız iş görüşmesi de dahil. Üzerine düşünmeye çalıştığım ve düşünemediğim ne varsa aynı taşa çarpıyorum. İşin kötüsü bir yerim kanamıyor ve acı dahi hissetmiyorum.

Red Light Kışı: Şanslıysan Yaparsın

Noact Sahne’nin sevilen oyunlarından biri hâline gelen Red Light Kışı, eğlenceli dili, akıcı diyalogları, usta oyunculukları ve hikâye örgüsüyle merak duygumuzu sürekli diri tutuyor. 2005 yılında Off Broadway olarak New York’ta sahnelenen ve ses getiren Red Light Kışı, 2006 Pulitzer Drama dalında aday olmuş ancak o sene jüri ödülü kimseye vermemişti. İki perdelik bir kara […]

Eksileri ve Artılarıyla The End of The F***king World

Yazı, filmle ilgili gelişmeleri ele vermektedir. Neredeyse iki yıl aradan sonra Netflix, The End of the F***king World dizisinin yeni sezonunu yayınlandı. Birinci sezonu hızlıca hatırlayacak olursak James ilk cinayetini arayan psikopat karakterimiz, Alyssa anlam arayan nihilist karakterimizdi. İkisi de kendilerini yaşadıkları dünyaya ait hissetmiyorlar, Bonnie ve Clydevari bir yolculuğa çıkıyorlardı. Tam anlamıyla bir aşk […]

Ayn Rand ve Bencilliğin Erdemi: Neden Bencil Olmalıyız?

Asıl adı Alissa Zinovievna Rosenbaum olan Ayn Rand, 1905’te St. Petersburg’da doğan, eserlerini kendi oluşturduğu “Objektivizm” felsefesine tâbi yazan bireyci bir filozoftur. Çocukluğundan beri yazmaya meraklı olan Rand, yirmi bir yaşına geldiğinde Amerika’ya gider, eserlerinde sıkça atıfta bulunduğu Kolektivizmin bir örneğini teşkil eden, tüm “ben”lerin tek bir “biz” içerisinde eritildiğini düşündüğü Rusya’ya bir daha dönmez. […]