Beş Maddede Korku Krallığı Metropolis (1927)

Aydınlıkla Karanlık Arasında Sömürünün, makineleşmenin, sınıflar arasındaki çelişkinin vurgulandığı Metropolis (1927), döneminin en büyük bütçeli Alman filmi olmanın yanı sıra, Fritz Lang’ın dışavurumcu anlayışını mimari yapılar ve ışık kullanımıyla aktardığı ustalık eseridir. Aydınlıkla karanlık, ezenle ezilen, iyilikle kötülük arasında süren çatışmaların vurgulandığı filmde Lang, modern, küreselleşmenin aldatmacasını yıllar öncesinden gören bir korku krallığı yaratır. İnsanları […]

Arayış, Benciliyet, Özgürlük Sanrısı: Jean-Luc Godard’ın Karakterleri

Umutsuzluğun zaferiyle sonuçlanan À bout de souffle’dan (1960) mı, Alphaville’in (1965) huzursuz ve ürpertici dünyasında yaşayan hayat mahkûmu kadınlardan mı, Yeni Dalga’nın etkileriyle sıra dışı bir burjuvazi eleştirisine dönüşen Week End’in (1967) fovist renklerinden mi başlasam; yoksa Vivre sa vie’de (1967) olduğu gibi kendini beklenmedik bir ömrün ortasında bulmanın dehşetinden mi dem vursam bilemiyorum. Pierrot […]

The Thin Red Line (1998): Her Şeyin Güzel Olacağı Başka Bir Dünya Yok

İnsanlık tarihi boyunca savaş, klanların yaşam ihtiyaçlarından ganimet toplamaya, baskı ve köleliklerden devrimlere, onur ve zafer arzularından politik güç ihtiraslarına kadar, onurlu yahut onursuz, birçok farklı şekille karşımıza çıktı. Bir şiddet sarmalı içinde üretmeye devam ettiğimiz bu savaşların hakiki sebeplerine de yabancılaştık zamanla. Neden savaştığımızı bilmeden, yüceltilen yapay kavramlarla cephelere sürüldük ve birbirinden sarsıcı, birbirinden […]

Basın Bayramı’nda Mutlaka İzlenmesi Gereken Filmler

Her yıl Temmuz ayının 24’ünde kutlanan Basın Bayramı, çelişkilerle dolu bir hikâyeye sahip. Türk Gazeteciler Derneği 1946’da kurulduğunda gazeteciliğe özel bir gün organize edilmek istenir. Bir sürü tartışmanın ardından Falih Rıfkı Atay’ın 24 Temmuz önerisi kabul edilir. Bu günün seçilmesinin sebebi, Osmanlı döneminde basılan tüm gazeteleri denetleyen resmi bir sansür kurumunun faaliyetine II. Meşrutiyetin 24 Temmuz […]

Zerdüşt Henüz Olympos’tayken: Tragedya’nın Doğuşu’ndaki Dionysosçu Yargıya Dair

“Evet, hukuk felsefesi! O bütün ahlaksal bilimler gibi daha kundakta bile olmayan bilimdir.”(1) Giriş Nietzsche’de tragedya yaşamın çelişki dolu, irrasyonel oluşu, doğanın adaletsiz ama kayıtsızlığından ötürü eşit davranması gibi ‘olanı’ ifade eden olumlu bir göstergedir. Yargıç maskesi takmış deus ex machina ise olanı, yasa koyucu pozisyonunda ve onun uygulayıcısı olarak, belli bir çıkar doğrultusunda yeniden […]

Osman Hakan A.’dan Gelenek ve Modernizm Üzerine Kısa Bir Değini*

Modern, modernite, modernizm v.b. kavram ve olgular üzerine çok şey yazılıp söylendi ve tartışıldı. Modernizmin ne olduğu, ögeleri, enine boyuna incelendi. Konunun uzmanları, modernizm ve ögeleriyle ilgili çeşitli şablonlar ortaya koydular. Örneğin, bunlardan biri modernizmin geleneği reddettiği düşüncesini yerleştirdi zihinlere. Bu ve buna benzer şablonlar hakkında bildiklerimiz hemen herkesin bildiği şeyler. Bana göre artık bunları […]