Sürrealite, Yaşanmış Bir Sukut-u Hayalin Yansıması: René Magritte

Alpaslan Paşaoğlu

Alpaslan Paşaoğlu Hakkında

Uzun zamandır konargöçer bir Egeli olarak İstanbul'da yaşamaktadır. Radikal, Fil'm Hafızası, Elyazmasi başta olmak üzere çeşitli mecralarda yazıları yayınlanmıştır. Ayrıca kısa film, reklam, animasyon senaryoları ve blog, dergi çalışmaları bulunmaktadır.

Soyut kavramları temellendiren somut edinimler, kimi zaman bir sukut-u hayalden kimi zaman ise travmatik bir geçmişten kopamayarak sanatçının ardından gelir. 13 yaşındayken, intihara meyilli annesinin cesedinin nehirden çıkartılmasına şahit olan René Magritte, bu esnada annesinin ıslanmış elbisesinin bir şekilde yüzüne yapışması imgelemini hayatı boyunca unutabilecek midir? Magritte’in beynindeki arka bahçe, bir daha hiç dokunamayacağı anne sevgisinin sukut-u hayali ile hep solgun kalacaktır. Nitekim yaptığı onca tabloda yüzü örtülü veya kafası yerinde olmayan insanlar, çıplak orta yaş üstü kadın bedenleri, bir travmanın sürreal izdüşümleridir.

1916 yılında Brüksel Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi’nde eğitim almaya başlayan Belçikalı René Magritte, bağımsızlığının kısıtlandığını düşünen pek çok deha sanatçı gibi okulunu terk edip para kazanmanın “realitesine” giriş yapmıştır. Reklam afişleri ve duvar posterleri yaparak geçimini sağlamış, Picasso, Braque ve Chirico gibi ressamların eserlerinin replikalarını resmederek sokaklarda satıcılık yaptığı günler olmuştur. Günümüze geldiğimizde ise Magritte’in eserlerinin pek çok modern sanat akımına, eserine, filmlere ilham kaynağı oluşturduğunu görmekteyiz.

Magritte, bizlere tüm eserlerinde gördüğümüz her şeyin bir hayalden ibaret olabileceğini düşündürür. En basitinden tütün içtiğimiz bir piponun ya da en zorundan yaşadığımız şu hayatın gerçek olmama ihtimalini. Magritte’in 2. Dünya Savaşı izlenimleri ve kendi eksikliğini hissettiği “Baba” figürü ile temas ettirdiği tablolarındaki adamlarının dünyasından çıkma Ajan Smith ve yine Magritte ile benzeri bir gerçeklik sorgulamasının peşine takılan Matrix (1999) filmi, bizlere şu soruyu sormaktadır: “Hiç gerçek olduğunu sandığın bir rüya gördün mü? Ya o uykudan hiç uyanmasaydın? Rüya olduğunu nasıl anlayacaktın? “ (Morpheus)

Bir cevap yazın