366. Günü Arayan Sagopa Kajmer

Abdülkadir Polat

Abdülkadir Polat Hakkında

1992 İstanbul doğumlu yazar, 2015 yılı Marmara Siyasal mezunudur. Edebiyat, sinema, felsefe, teoloji alanlarında düşünsel yazılar yazmaktadır.

Yanlı taraflarımızın hırsa bürünmüş çekingenliğinde keşfettim Sagopa Kajmer’i.

Sayfaları karalarken sorulduk satırlara. Kalemin erişemediği yerleri eştik belki. Adına ne denirdi bu arayışın, müzikle neyin dermanı serildi ki yola. Bilemedik. Müdavim olmanın sürprizini ilk kez Sagopa’yla çektik içimize. Ve olanlar şaşırtmamaya başladı. Bu dinginlikteki her sözün bir köşede karşılığı vardı. Bir müziğe ne kadar anlam yüklenebilirse yükledik. Biz kimiz? Bilmiyorum. Ben Nokia’nın Xpress müzik telefonuyla lise bitirmiş bir dinleyicisiyim. Bütün olanları o küçük kutuya topladım belki o zamanlar. İnceydi, çarçabuk bozulurdu. Tekrar. Tekrar. Sözlerini ayrı, müziklerini apayrı dinlerdim.

Meseleye teknik açıdan birkaç bildiğimi not düşeyim. Rap meselesi, söyleyeninin ve dinleyeninin varoluşuyla ilgili bir çeşit karakterdir. Nasıl ki bir kişi doğduğu andan itibaren bir ruha sahiptir. Tek- bir. Aksi mümkün mü? Mümkün tabii neden olmasın. İnsan ruhsuz da olabilir. Karaktersiz de. Zevksiz de. Ama burada rasyonel ön kabullere başvurmamız şart. Matematikle ifade edilebilir olması konuyu dünyevileştirmek için bir kısayol tuşu. Kabul buyurun. Herkesin bir ruhu vardır. Bir de ruhun söze yansıyan özü: üslup. Üslubun dünyaya yansıyan boyutları bazen şiir olur, bazen şarkı, bazen futbol olur, bazen bisturi kullanmak, bazen makas. Her işin bir üslubu vardır. Ben çay doldururken kazandan akan kaynar suya dans ettiren çaycı gördüm. Baba. Evet, ruh, üslup, karakter.

Çaktırmadan Sagopa’da rapten gayrı yakaladığım ayrıntıları büyütüyorum aslında. Rap bir derya. Boğulmaya niyetim yok elbette. Serinlemeye hakkımız olduğunu yazmaya çalışıyorum. İcra edenin karakteri rape salt söz olarak yansır. “Verse” diyorlar. Yani kimse başkasının yazdığı bir sözü söylemez/okumaz. Ama müzikteki karakter başka bir üslup. Bir başka beste kesilip/biçilip rape uygun forma sokulabiliyor. Beat olabilmek için. Loop kesilir, scratch eklenir, bass’tır kick’tir derken orijinal şarkıda duyduğunuzdan başka bir ruh duyarsınız. Örneğin ben Mohsen Namjoo’yu bir Sagopa şarkısı ile keşfetmiştim. Va Va Leili İyi Bilirim. Bir sürü rock grubu ya da underrated birçok kaliteli diğer müzik grubunu ya da şarkısını da. İşin teknik kısmında bu tür ameller var. Her rapçi emeline aynı amellerle erişemiyor elbette. Karakter ve ruha sahip olması Sagopa’nın sözlerindeki olgunluğun, hissedilir bir yorgunluğun olduğunu da dinletiyor. Ne kadar anlatsam da eksik kalır.

Spekülatif Düşlerin Spazmı

Zaman donacak kadar güzeldi Necip Fazıl için Abdulhakim Arvasi’yi dinlediğinde. Tabii o şarkı söylemiyordu, teşbihimi mazur görün. “Baytar”ı ilk duyduğumda böyle olmuştu. An yavaşlamıştı çünkü Aykut Ertuğrul’a göre sanat an’ı yavaşlatan şeydir. Durdurmuştu. Sanırım sene 2006’ydı. O aralar internet gelmemiş henüz eve. Dream Tv var. Dream Tv’de değişik şarkılar. Derdime Çare Baytarım Var. Ne paradoksal bir atraksiyondur aramadığın şeyi bulmak. Buluyor işte kulak. Dupduru bir şarkı ile doluyor. Sonra Vasiyet geliyor. Nedense geliyor. Kuşkularımıza bir kuş konuyor. Budala Bir Kuş bu dala konuyor. Biz de vasiyet etmek istiyoruz şarkılarımızı kızımıza, en sonunda kendimizi vurmak için şarjörü dolduruyoruz ve şarkı aynen şöyle başlıyor: “…spekülatif düşlerin spazmı var / stagflasyon önlemiydi sözümü kesme girişiminde bulunan herkeseydi radikal argolar / söyle ne zaman bitti aşka dair tangolar / her işte bir racon var. Olmaz mı. Seninleyiz. Jilet gibi beatlerinle.”

Kendi içinde yaşadığı devinimleri takip etmek, anlamak kadar zor. Mevsimler Gibi Değişen bir adam. O yaşlandı biz büyüdük. Çocukluktan gençliğe geçişte rastlaştık. Biz büyüdük o yaşlandı. Müziği hep yaşlıydı. Bağırmıyor, tok sesle haykırıyordu. Çok fazla kelime, çok fazla duygu, çok fazla. Fazlaydı. Yoğundu. Ağırdı. Zor taşınıyordu. Büyümek için kafanın içinde kalan tozları silmek için gündemden kaçmak için. Normatif anlatılara heyecanlanamıyorum. Ne geliyorsa şimdi. Sagopa yeni bir şarkı yapmış gibi yeni bir yazı, Sagopa’yla ilgili.

Şarkılara öyle girerdi bir zamanlar. Sagopa Kajmer sizler için yeni bir şarkı yaptı. Ulan tavanlar ne alçaktı. Geçenlerde Dr. Fuchs, YouTube kanalında birlikte yaptıkları bir şarkıyı yeniden yayınlamış. “Nedense“. Küslüklerinden mi bahsedelim. Birlikte bir müzik çağı açışlarından mı. Bak adı şimdiye kadar geçmedi. Türkçe rap bu, öyle ya. Kimine göre hâlâ müzik türü bile değil. Ama çakmasının da çakması bir türüyle, ulusal bir ödül şeysinde yılın şarkısı ödülü aldırabilecek kadar sevdi piyasa artık bu müzik türünü. “Heyecanı Meyecanı Yok”tan bahsediyorum. Duymayan var mı? Çukur, çukur.

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.