Savaşla Büyüyen Çocuklar: Svetlana Aleksiyeviç’in Son Tanıklar Kitabı

Ebru Bakım

Ebru Bakım Hakkında

Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra Gaziantep Üniversitesi Ekonomi Hukuku alanında yüksek lisans öğrenimini sürdürmüştür. Çankaya Üniversitesi Münazara Kulübünde iki yıl münazırlık yapıp, LÖSEV ve TOG Vakıflarında çeşitli etkinliklerde bulunmuştur. Anıtkabir Dergisi’nde röportajı yer alan yazar, şu an Gaziantep Barosu’na kayıtlı bir avukat olarak çalışmaktadır. Blog çalışmaları ve çeşitli mecralarda edebiyat üzerine yayınlanan yazıları bulunmaktadır.

Svetlana Aleksiyeviç’in Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Son Tanıklar kitabında, savaşı bizzat yaşayan yüz çocuğun hikâyesi yer alır. Nazi işgali ve II. Dünya Savaşı dönemi, o zamanların çocuklarının tanıklıklarıyla aktarılır.

İnsan gibi yaşama adına savaşmıştır insanoğlu. Kimi devletler kurtuluş için kimileri hüküm sürmek için savaşmıştır. Nice kitaplar, destanlar yazılmıştır savaşlardan sonra. Türkülere konu olmuştur ayrılıklar, belgesellerde yıkımları izleyip geçmişizdir. Birkaç gün sonra da doyumsuz hayatımıza devam etmişizdir. Ancak bu durum hiçbir zaman çocuklar için böyle olmamıştır.

Her daim, hangi zaman ve milletten olursa olsun savaşın kokusunu hatırlayan, sevdiklerinin ve hatta hiç tanımadığı insanların gözyaşlarını unutamayan, askerlerin ayak sesleri, bombaların gürültüleri ile uykularından uyanan çocuklar olmuştur. Hayatlarına asla olduğu gibi devam edemeyen…

Tarihe en büyük savaşlardan birini kazıyan Naziler ve Kızıl Ordu, geride büyük yıkımlardan ve ölen milyonlarca insandan daha büyük bir şey bırakmıştır: gidenlerin ardından yaşamak zorunda kalan ancak ruhları ölmüş insan topluluğu. Hemen herkes savaşları yıkılan binalar, hayatını kaybeden insanlar olarak anımsar. Aslında bir millete zarar veren şey, ölen insanlar ya da yıkılan binalar değildir. Savaştan etkilenmesin diye oradan oraya savrulan bir neslin, bir daha aynı ruhta yaşayamamasıdır. Çünkü bizler fark edemesek de çocuklar her şeyi yaşayarak öğrenir ve öğrendikleri ile yaşarlar. Onları ayakta tutan duyguları, çocuk ruhlarıdır. Ne yazık ki savaşlar birçok çocuğun çocukluğunu çalmıştır.

Svetlana Aleksiyeviç’in Son Tanıklar kitabında savaşı bizzat yaşayan yüz çocuğun hikâyesi yer almaktadır. Kimi ressam kimi mühendis kimi kuafördür şu an. Şanslı olanların annesi veya babası kurtarılmıştır, buna şans denilebilirse. Sakat kalanlar ve psikolojisi bozulanlar kurtarılmışsa da ölüden farksızdır. Ailesiz kalan çocukların toplandığı okullarda “anne”, “baba” kelimeleri yasaklanmıştır. Çünkü bir çocuk bile bu kelimeyi kullansa, yüzlerce çocuk bir anda ağlamaya başlayacaktır.

“Biri dedi ki: Mezarlığa sığınmamız lazım, çünkü orayı bombalamazlar. Ölülerin üzerine neden bomba yağdırsınlar ki?”

Çocuklar Kalplerinde Kötülük Olmadan Doğarlar

Bazı çocuklar da vardır ki gözleri önünde insanların yandığına, evlerinin yıkıldığına şahit olmuştur. Sırf savaş zamanı yediği acı ekmek yüzünden yıllar sonra dahi ekmeği ağzına süremeyen çocuklar vardır. Çocukluk hissini tadamadan çocuk sahibi olmuşlardır savaştan sonra.  Hiçbir çocuk oyunsuz, oyuncaksız büyüyemez. Savaş zamanı da olsa. Ancak savaşla büyüyen çocukların oyuncağı tüfekler, oyunları da savaşmak olmuştur. Yıllar sonra ellerine bir oyuncak aldıklarında da bu duyguyu atamamışlardır.

“Savaş zamanı, ‘askercilik’ oynardık. ‘Beyazlar ve Kızıllar’, ‘Çapayevciler’ diye gruplara ayrılmaktan sıkıldığımızda, ‘Ruslar ve Almanlar’ diye ayrılıp oynardık. Savaşırdık birbirimizle. Karşı gruptan esir alırdık. Onları kurşuna dizerdik. Kafamıza asker miğferleri takardık, bizimkilerin ve Alman miğferlerini; ormanlar, tarlalar, her taraf miğfer doluydu. Kimse Alman olmak istemezdi, bu yüzden kavgaya tutuşurduk. Gerçek sığınaklarda, siperlerde oynardık. Sopalarla dövüşür, göğüs göğüse çarpışırdık. Annemse bizi azarlardı. Buna şaşırırdık, çünkü daha önceleri… savaştan önce… bunları yapıyoruz diye bizi hiç azarlamamıştı annelerimiz…”

Son Tanıklar kitabında yer alan bu sözler, savaş zamanı beş yaşında olan bir kişinin ağzından, gözyaşı ve yaşanmamışlıklarla yoğrulmuş bir çocukluk anısından dökülür.

Çocuklar kalplerinde kötülük olmadan doğarlar. Kitapta, gözleri önünde ölen Nazi askerine üzülen daha doğrusu neden üzülüp üzülemediğini anlamayan bir Rus çocuğunun anısı da yer alır. Ölen sadece “insan” diye üzülmek gerektiğini bilir çocuklar. Ancak savaşlar geçmişte bitmediği gibi şimdi de bitmeyecek. İnsanlar, doyumsuzluk ve çıkarlar uğruna savaşmaya devam edecek. Barış adı altında insan öldürecek, binaları yıkacak, bir kültürü yok edecek. Ve bunları kalplerinde mutluluk ve sevgi yerine kin filizlenen savaş çocukları yapacak. Kısacık ömür için “bu kadar acıya gerek var mı?” diye düşünmeden.

 

Bir cevap yazın