The Thin Red Line (1998): Her Şeyin Güzel Olacağı Başka Bir Dünya Yok

İnsanlık tarihi boyunca savaş, klanların yaşam ihtiyaçlarından ganimet toplamaya, baskı ve köleliklerden devrimlere, onur ve zafer arzularından politik güç ihtiraslarına kadar, onurlu yahut onursuz, birçok farklı şekille karşımıza çıktı. Bir şiddet sarmalı içinde üretmeye devam ettiğimiz bu savaşların hakiki sebeplerine de yabancılaştık zamanla. Neden savaştığımızı bilmeden, yüceltilen yapay kavramlarla cephelere sürüldük ve birbirinden sarsıcı, birbirinden […]

Filmekimi 2017 İzlenimleri

2003’te ilk başladığında İstanbul Film Festivali’nin küçük kardeşi gözüyle bakılan Filmekimi, artık kendi ayakları üzerinde tamamen durabilen bir sinema olayı haline geldi. Sonbaharın beklenen etkinliği, Cannes ve Venedik’te sükse yapmış yapımlarla sezonun ağır toplarının ilk görücüye çıktığı yer oluyor genelde. Bu yıl da çoğu sinemaseverin ağzını sulandıran bir programla arz-ı endam eden Filmekimi seçkisinden 9 […]

Bu Böyle Nasıl Bir Bahardır? Bütün Sürgünlerin Lahana Olarak Hesaplandığı

İnsanın merhamet, şefkat, sevgi ve adalet gibi temel duygularını yitirmesi, zulmü araç olarak kullanması ihtimalinin kapılarını açan bir felakettir. Köklü duyumsamalardan biri olan zorunlu göç ve savaş gibi toplumsal meselelerin temelinde işte bu yoksunluklar başrol oynarken, Turgut Uyar “…Bu böyle nasıl bir bahardır/Bütün sürgünlerin lahana olarak hesaplandığı….” [1] mısraları ile araya girer. Normalleştirilen acıların, zaman tarafından […]

Basın Bayramı’nda Mutlaka İzlenmesi Gereken Filmler

Her yıl Temmuz ayının 24’ünde kutlanan Basın Bayramı, çelişkilerle dolu bir hikâyeye sahip. Türk Gazeteciler Derneği 1946’da kurulduğunda gazeteciliğe özel bir gün organize edilmek istenir. Bir sürü tartışmanın ardından Falih Rıfkı Atay’ın 24 Temmuz önerisi kabul edilir. Bu günün seçilmesinin sebebi, Osmanlı döneminde basılan tüm gazeteleri denetleyen resmi bir sansür kurumunun faaliyetine II. Meşrutiyetin 24 Temmuz […]

The Wild Child (1970): Vahşi Çocuk ile Kol Kola, Yeni Bir Kıtaya

“Ama sözler, aynı zamanda müziktir Victor. Belki öğrenirsin.”  Çocuk ruhunu çok iyi anlayıp yansıttığını bildiğimiz François Truffaut’nun 1970 yapımı filmi The Wild Child (L’enfant Sauvage), Tarzan hikâyesinin erken örneklerinden biri gibi görünse de aslında yönetmenin, “oyuncu-yönetmen” arasındaki ilişkiyi sembolizm yoluyla ortaya koyduğu ayrıksı bir yapımıdır. Doktor Itard rolüyle filmde karşımıza çıkan Truffaut, 18. yüzyıl Fransa’sında […]