”Gazozunu, ay çekirdeğini alıp Fabrika’ya sinemaya gelmek büyük bir heyecandı. Eşim, Fabrika’nın içinde kışlık sinema da olduğunu söylüyor. Ben onu hatırlamıyorum ama Beykoz’da Ali Bey’in Sineması’na, Bahar Sineması’na gidilirdi. Fabrika bizim olduğu için sinema da bizimdi. Bütün mahalle burada film seyrederdik.” * Beykoz Kundura Fabrikası son on üç yıldır bünyesinde barındırdığı dizi – film platolarıyla […]
sinema
Kimlik Arayışı ve Ait Olmak: 37. İstanbul Film Festivali (Bölüm 1)
Kimlik arayışı, bireyin ilk bilinçlenmesinden ölümüne kadar devam eden bir süreçtir. İnsan kendisini, çevresini ve hayatını sorgulayarak yaşamak, yaşamaya devam etmek için bir neden bulmaya çalışır. Ya da en azından bilinçli bir birey, kişisel gelişimi için kendisini ve çevresini irdeleyerek daha iyiyi, daha doğrusunu arar. Bu arayışın öncelikle kendisinden geçtiğini bilerek fiziki ve ruhsal açıdan […]
Bu Hikâyede Sen Varsın: Zamanın Kanatları – 2
Sorulacak bir sorumuz varsa, keskin kadın ve erkek ayrımının zaman ve mekân içinde ne kadar geçerli olduğu olabilir. Kesin konuşmuyorum, ne kadar kesin konuşursam hata payım o kadar büyüyecek sanıyorum, konu ince. Sözler kalın olmamalı, paydaya eklenen bir tebessüm gibi olsun her cümle. Bebeklerle büyüyecek bebekler tahayyül ederken arabalardan inmeyen bir kız çocuğu görebiliyoruz; kavgadan […]
Arayış, Benciliyet, Özgürlük Sanrısı: Jean-Luc Godard’ın Karakterleri
Umutsuzluğun zaferiyle sonuçlanan À bout de souffle’dan (1960) mı, Alphaville’in (1965) huzursuz ve ürpertici dünyasında yaşayan hayat mahkûmu kadınlardan mı, Yeni Dalga’nın etkileriyle sıra dışı bir burjuvazi eleştirisine dönüşen Week End’in (1967) fovist renklerinden mi başlasam; yoksa Vivre sa vie’de (1967) olduğu gibi kendini beklenmedik bir ömrün ortasında bulmanın dehşetinden mi dem vursam bilemiyorum. Pierrot […]
Bu Hikâyede Sen Varsın: Zamanın Kanatları – 1
Zaman kadınla başlamıştır. Farkındayım bu büyük bir iddia. Yasak bir elma, şimdiyse fonda bir Apple simgesi belirdi. Aslında şaka gibi ama değil. Yaşayan yedi küsur milyar insan, Allah’a inanan, inanmayan. “Her insan bir alemdir” söylemine pas atmış olup muhteşem çeşitlilik içinde değişmeden var olan ve dünyanın sonuna kadar gidecek olan bir çeşit süreklilik söz konusu. […]
Sinemanın Unutulmaz Dans Sahneleri: Neşe, Keder, Çokça Müzik!
“Oysa uykuyu severim ben, gerçekten severim çünkü uyuduğum zaman rüya görürüm. Rüyamda sevdalanır, geçici bir aşkın bir anlık alevinde tutuşurum; gezgin bir oyuncu olurum o zaman, derin sularda avlanan bir balıkçı, bir Çingene falcı; yasak ağacın yapraklarını bile yalayıp yutar, yıkılana kadar içip dans ederim.” Eduardo Galeano, Kucaklaşmanın Kitabı Sinema tarihinde müzikal dendi mi Singin’ in the […]