”Gazozunu, ay çekirdeğini alıp Fabrika’ya sinemaya gelmek büyük bir heyecandı. Eşim, Fabrika’nın içinde kışlık sinema da olduğunu söylüyor. Ben onu hatırlamıyorum ama Beykoz’da Ali Bey’in Sineması’na, Bahar Sineması’na gidilirdi. Fabrika bizim olduğu için sinema da bizimdi. Bütün mahalle burada film seyrederdik.” * Beykoz Kundura Fabrikası son on üç yıldır bünyesinde barındırdığı dizi – film platolarıyla […]
Yazar: art-his
Fotoğrafçı Ahmet Kütük’ten Mitlerin ve Destanların Ülkesine Yolculuk: Kırgızistan
“Yanımda Kazak, Özbek ve Kırgız’ı görüyorum, Etrafımda benim gibi talihsizleri görüyorum, Benim gibi esirler, bana arkadaş ve kardeş.” […]
37. İstanbul Film Festivali İzlenimleri – Geç Kalınmışlığın Hüzünlü Komedisi: Longing (2017)
37. İstanbul Film Festivali’nin Dünya Festivalleri seçkisinde yer alan Longing (Hasret, 2017), İsrailli yönetmen Savi Gabizon’un on dört yıl aradan sonra senaryosunu yazıp yönetmenliğini yaptığı ilk film. Gabizon’un “aile kurumunu ele alan son derece hüzünlü bir komedi filmi” olarak tanımladığı Hasret, özellikle senaryo anlamında ilham verici bir film olarak değerlendirebilir. Film, Tel Aviv’de fabrikatör olan […]
Dünyanın Rengi: İnsan ve Gonca’nın Yolculuğu
Dünyanın rengi nedir, nasıldır, neyden oluşur? Gökyüzünün mavisinden, güneşin kızıla çalan sarısından, ormanın yeşilinden mi? Peki, insan figürü olmasa anlamı olur muydu tüm bu renklerin? Başlığı atana sormalı! Dünyanın Rengi ‘İnsan’ İnsan doğasıdır renk veren dünyaya, bazense renklerini alan. Onun renkli dünyası güzel kılar bastığı toprağı. Şehirde etrafına baktığında, insan yaratımı dünyayı görüyorsundur. Oysa insanın […]
İnsan, Tüm Kara Parçalarında İnsan: Ömer Seyfettin Kılıç
“(…)Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar Bütün kara parçalarında Afrika dahil(…)” Cemal Süreya Acının ırkı olur mu? Ne acı elle tutulur bir kalıp ne de onu deneyimleyen insanın aklında zuhur eden bir bilinmezlikten ibarettir. Suret, görülebilir bir kimlik gibi dursa da surette görünemeyen, acının bir prospektüsü değildir. Birey ve toplumu ise ayrı […]
Bu Böyle Nasıl Bir Bahardır? Bütün Sürgünlerin Lahana Olarak Hesaplandığı
İnsanın merhamet, şefkat, sevgi ve adalet gibi temel duygularını yitirmesi, zulmü araç olarak kullanması ihtimalinin kapılarını açan bir felakettir. Köklü duyumsamalardan biri olan zorunlu göç ve savaş gibi toplumsal meselelerin temelinde işte bu yoksunluklar başrol oynarken, Turgut Uyar “…Bu böyle nasıl bir bahardır/Bütün sürgünlerin lahana olarak hesaplandığı….” [1] mısraları ile araya girer. Normalleştirilen acıların, zaman tarafından […]