Captain Fantastic (2016): Nike, Bir Zafer Tanrıçası Mıdır?

Amerika’nın en büyük belası obezite ülkedeki herkesi esir almışken, her şeyin bir otobüsün içine sığabilecek kadar basit, tüm insanlığın kucaklayamayacağı kadarsa özgür ve zengin olduğu bir hayata nasıl bakardınız? Peki bir penisin, bir vajinanın içinde ne aradığının çocuklarla açıkça konuşulduğu, eğitim sisteminin, duvarların ve medeniyetin gerekli görülmediği, gün içinde çocukların hayvan avlayıp dövüş tekniklerini, bıçak […]

Arayış, Benciliyet, Özgürlük Sanrısı: Jean-Luc Godard’ın Karakterleri

Umutsuzluğun zaferiyle sonuçlanan À bout de souffle’dan (1960) mı, Alphaville’in (1965) huzursuz ve ürpertici dünyasında yaşayan hayat mahkûmu kadınlardan mı, Yeni Dalga’nın etkileriyle sıra dışı bir burjuvazi eleştirisine dönüşen Week End’in (1967) fovist renklerinden mi başlasam; yoksa Vivre sa vie’de (1967) olduğu gibi kendini beklenmedik bir ömrün ortasında bulmanın dehşetinden mi dem vursam bilemiyorum. Pierrot […]

The Thin Red Line (1998): Her Şeyin Güzel Olacağı Başka Bir Dünya Yok

İnsanlık tarihi boyunca savaş, klanların yaşam ihtiyaçlarından ganimet toplamaya, baskı ve köleliklerden devrimlere, onur ve zafer arzularından politik güç ihtiraslarına kadar, onurlu yahut onursuz, birçok farklı şekille karşımıza çıktı. Bir şiddet sarmalı içinde üretmeye devam ettiğimiz bu savaşların hakiki sebeplerine de yabancılaştık zamanla. Neden savaştığımızı bilmeden, yüceltilen yapay kavramlarla cephelere sürüldük ve birbirinden sarsıcı, birbirinden […]