Kısa Film Önerisi: Actor Seeks Role (2015)

Mustafa Koca

Mustafa Koca Hakkında

86 yılı martında dünyaya gelmiş, üniversite eğitimini Anadolu Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü’nde almıştır. Bugüne kadar tiyatro ve film setlerinde asistanlıktan senaryo yazarlığına kadar birçok alanda çalışmış olup, şu an "film terziliği" diye tabir ettiği kurgu alanında faaliyetlerini sürdürmektedir. Ayrıca farklı mecralarda sinema üzerine analiz ve eleştiri yazıları yayınlanmıştır.

Actor Seeks Role (yön: Michael Tyburski, 2015), izleyiciyi New York gibi büyük ve pahalı bir şehirde oyunculuk kariyeri kovalayan ve işinde iyi olmayı her şeyden çok isteyen bir aktörün (Alex Karpovsky) hikâyesine konuk ediyor. Rol için gittiği denemelerde başarılı olamayan ve tiyatrolarda iş bulmayı bir türlü beceremeyen bu genç, geçimini tıp fakültesinde öğrenciler için hasta rolü yaparak kazanır. Hastanede ona iş veren doktor ise genç oyuncunun yeteneğine her seferinde biraz daha hayran kalmakta ve bir sonraki hafta yine gelmesini istemektedir. Hikâye ilerledikçe gencin hayatı beklenmedik gelişmeler ile dramatik bir değişime uğrar; gün geçtikçe rolünü yaptığı hastalıklar bedenini sahiden de esir almaya başlayacaktır. Peki, bu genç gerçekten yeteneklidir de tiyatro yöneticileri mi bunu fark edememektedir yoksa yaşadığı stres ve şanssızlıklar, başarılı bir aktör olmasının önüne geçmekte ve dolayısıyla yaptığı hasta rollerinin de psikolojik etkisiyle vücudunu güçsüz mü düşürmektedir? Yaşananlara neresinden bakarsak bakalım, hayata oldukça ironik yaklaşan bir hikâye ile karşı karşıyayız.

Oyunculuğun tartışıldığı dramatik metinler genellikle rol yapmanın doğasına dair bizleri farklı yolculuklara çıkarır. Doğal olarak bu metinlerin, hepimizin toplum içerisinde takındığımız maskeler, büründüğümüz personalar ve oynadığımız sosyalleşme oyunları üzerine bir alegori olarak okunması mümkündür.

Az Çoktur

Actor Seeks Role da seyircisini böylesi derin düşüncelere sevk etme gücüne sahip bir kısa film bana kalırsa. Filmin ana karakterinden -özellikle hastane sahnelerinde- oldukça başarılı ve gerçekçi bir performans izleriz. Buna rağmen iş görüşmelerinde oyunculuğunun tiyatroya uygun bulunmaması ve şansını televizyonda ya da sinemada denemesinin söylenmesi, bugünün drama sanatına ve dolaylı olarak da hayata dair çarpıcı bir tespit ortaya koyar. Gerçekçi ve minimal oyunculuğun tiyatroda kabul görmüyor oluşu, orada her şeyin daha abartılı ve dramatik olması, bir nevi karakterimizin “iyi oyuncu” olma isteğine ters düşen bir durum yaratır. Sebebi ise günümüzde “az çoktur” düşüncesinin hayatın her alanında ön plana çıkmasıdır. Tiyatro, günümüz koşullarında giderek eskiyen, arkaikleşen bir sanat dalı olarak koşulları itibariyle en gerideki seyirciye dahi sesini duyurabilmek için gerçekliği istemeden de olsa kırar. Abartıyı ve dramatik olanı muhafaza etmeye devam eder. Ortaya çıkan durum, önemli bir paradoksu beraberinde getirir. Günlük sosyal hayatımızı yürütebilmek için yarattığımız birçok sistemin ve kurumun aslında bizim lehimize çalışmaları gerekirken zamanla paslanmış, aleyhimize dönüşmüşlerdir. Dünya her an dönmeye devam etmekte, her gün biraz daha hızlı değişmektedir ama biz kurduğumuz hantal toplum düzenimizle bir türlü zamanında ona yetişmeyi beceremeyiz. Olan yine bir adım ileriye gitmeye cesaret edene olur. O kişiler kendilerini feda ederler ki toplumun geri kalanı onun izinden devam edebilsin.

Actor Seeks Role filminin öne çıkan başka bir noktası da gerek oyunculuk özelinde gerek günlük hayatlarımızın rutin düzeni içerisinde “inanmak” ile “mış gibi yapmak” arasına çizdiği çizgidir. Film boyunca izlediğimiz bu genç aktör, egzersizleri, hırsı ve isteği ile hastanedeki hasta rollerine dahi inanarak, yani meslekte söylendiği üzere “olarak” hazırlanır. Fakat iş görüşmelerinde aslında bir nevi ondan “mış gibi yapması”, sahne oyunculuğu sergilemesi istenir. Bu durum da karakterimizin aklını karıştırır ve onu psiko-somatik bir bunalıma sürükler. Peki bu ikilem bize, bizlerin günlük hayatlarımızı, çaresiz sosyalleşme çabalarımızı, iletişim çağındaki kopukluk buhranlarımızı hatırlatmaz mı?

İzleyicisini yakalamak için sadece kıvrak görsel fikirlere güvenmek yerine derin felsefi düşüncelere de yatırım yapan bu başarılı kısa filmi sakın pas geçmeyin.

Boston Independent Film Festival’da Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan kısa filmi bu linkten izleyebilirsinizhttps://vimeo.com/134617892

  •  
  •  
  •  

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.